„Hz. Ali Hayber’de Yahudileri doğradı“ iddiası doğru değil. Peki neden?
Medine´de Hayber Savaşı M.S. 628 yılında oldu (Hicrî 7. yıl) oldu, Hz. Ali de savaştı — bunlar doğru. Fakat „teslim olan Yahudileri doğradı“ tezi Buhârî’den Cambridge’e kadar elimizdeki kaynaklarla çelişiyor. İşte karşı tezimiz. Kaynaklarıyla bir deneme(Essay).
Birol Kılıç, Viyana’dan gözlem ve analizler, 09.08.2026
Şu metni sosyal medya üzerinden okudum şaşırdım ama Viyana’da ciddi bir kişiden Almanca buna yakın bir ifade duymuştum: “Hayber kalesine sığınan Yahudiler, anlaşma sonucu teslim oldukları halde kılıçtan geçirildi. Ali’nin çok yorulduğu rivayet edilir.” Viyana’da ki kişiye ayağa kalkıp bunun belgesini sormuştum. Sunamamıştı.
Doğrusu bu cümle beni durdurdu. Çünkü burada sıradan bir savaş anlatısından çok daha ağır bir iddia var. Söylenen şu: Yahudiler savaş sırasında değil, teslim olduktan sonra öldürülmüş; üstelik bunu yapanların başında, anlatının tam merkezinde Hz. Ali varmış. O kadar çok insan öldürmüş ki „yorulduğu“ bile rivayet ediliyor. Kısacası, adeta kese kese bir katliam yapmış.
Peki kim, nerede, ne zaman bu katliamı yapmış? Çünkü gerçek katliamların —dünün de, bugünün de— kaynakları ortadadır.
Ben meseleyi Hz. Ali’yi savunmak veya İslam tarihini temize çıkarmak için incelemedim. Uzun yıllardır yayıncılıkla uğraşan ve “Einspruch gegen Fake History” adıyla özellikle tarihî gerçeklerin siyasi ve ideolojik amaçlarla nasıl eğilip büküldüğü üzerine bir çalışma yayımlamış biri olarak, böyle kesin bir cümle gördüğümde benim için ilk soru bellidir: Kaynak nerede?
Hayber’e ilişkin erken İslam kaynaklarına, Yahudi başvuru eserlerine ve modern akademik çalışmalara baktığınızda karşınıza gerçekten savaş, kuşatma, ölümler, teslimiyet, anlaşmalar ve bazı tartışmalı bireysel infazlar çıkıyor. Fakat “Hayber Yahudileri teslim olduktan sonra Hz. Ali tarafından topluca kılıçtan geçirildi” şeklindeki hikâye bu kaynaklardan çıkan tabloyla uyuşmuyor.
Hz. Ali Hayber’de savaştı mı? Elbette savaştı
Önce işimize gelmeyen veya hoşumuza gitmeyen gerçekleri saklamayalım. Hz. Ali Hayber savaşının önemli askerî şahsiyetlerinden biridir. Buhari’de Hz. Muhammed’in sancağı Hz. Ali’ye verdiği anlatılır. Muslim’de ise Hayberli savaşçı Merhab ile yapılan çarpışma aktarılır. Hz. Ali’nin Hayber’de savaşmadığını veya Yahudi savaşçıları öldürmediğini ileri sürmek tarihî kaynaklara aykırı olur.
Sahih al-Bukhari 3009:
https://sunnah.com/bukhari:3009
Sahih al-Bukhari 3702:
https://sunnah.com/bukhari:3702
Sahih Muslim 1807a:
https://sunnah.com/muslim:1807a
İlginç olan, yalnızca İslam kaynaklarının değil, klasik Jewish Encyclopedia’nın da Hayberli savaşçı Merhab ile Hz. Ali arasındaki mücadeleyi aktarmasıdır. Yani Hz. Ali’nin savaş meydanındaki rolünü gizlemeye gerek yoktur.
Jewish Encyclopedia, “Marḥab ibn al-Ḥarith”:
https://www.jewishencyclopedia.com/articles/10411-marhab-ibn-al-harith
Fakat burada tarih açısından çok önemli bir ayrım var. Savaş sırasında karşı tarafın savaşçısını öldürmek ile teslim olmuş insanları dinî kimlikleri nedeniyle topluca öldürmek aynı olay değildir. “Hz. Ali Hayber’de Yahudi savaşçılarla savaştı” cümlesinin kaynağı var. “Hayber Yahudileri teslim olduktan sonra Hz. Ali onları doğradı” dediğiniz anda artık başka ve çok daha ağır bir iddiada bulunuyorsunuz. Bunun da ayrıca kanıtlanması gerekir.
Öldürüldülerse savaştan sonra Hayber’de yaşayan Yahudiler kimdi?
Benim için meselenin en dikkat çekici tarafı burada başladı. Buhari’de Hayber’in fethinden sonra Yahudilerin toprakları işlemeye devam etmek istedikleri, bunun kabul edildiği ve ürünün bir bölümünün yeni yönetime verilmesi üzerine bir düzenleme yapıldığı anlatılıyor. Muslim’de de aynı temel ilişkiyi görüyoruz.
Sahih al-Bukhari 2338:
https://sunnah.com/bukhari:2338
Sahih al-Bukhari, Agriculture, 2328–2329:
https://sunnah.com/bukhari/41
Sahih Muslim 1551:
https://sunnah.com/muslim:1551
Bu noktada yalnızca İslamî rivayetlere dayanmak zorunda da değiliz. Jewish Encyclopedia’nın “Khaibar” maddesi, Hayber Yahudilerinin fetihten sonra bölgede kaldığını ve daha sonra Halife Ömer döneminde çıkarıldıklarını anlatıyor. Aynı ansiklopedinin “Mohammed” ve “Arabia” maddelerinde de Hayber’deki Yahudilerin toprakları işlemeyi sürdürmesi ve ürün paylaşımı düzenlemesi yer alıyor.
Jewish Encyclopedia, “Khaibar”:
https://www.jewishencyclopedia.com/articles/9296-khaibar
Jewish Encyclopedia, “Mohammed”:
https://www.jewishencyclopedia.com/articles/10918-mohammed
Jewish Encyclopedia, “Arabia”:
https://www.jewishencyclopedia.com/articles/1683-arabia
Türk Tarih Kurumu’nun Belleten dergisinde yayımlanan “The Jews of Khaibar after their Expulsion” başlıklı akademik çalışma da aynı kronolojiyi inceliyor. Hayber Yahudilerinin kuşatma sonrasında toprakları işlemeye devam etmeleri, ürün paylaşımı ve daha sonraki sürgünleri burada ayrıntılı biçimde ele alınıyor.
Türk Tarih Kurumu, Belleten:
https://belleten.gov.tr/ozet/67/eng
Encyclopaedia Judaica’nın Hayber maddesinde de daha sonraki sürgünün kapsamına ilişkin ayrıca önemli ayrıntılar bulunuyor.
https://www.encyclopedia.com/religion/encyclopedias-almanacs-transcripts-and-maps/khaybar
O halde çok basit bir kronoloji problemi ortaya çıkıyor. Hayber Yahudileri 628 yılında teslim olduktan sonra topluca öldürüldüyse, daha sonra Hayber’de yaşayan, hurmalıkları işleyen, mahsul üreten ve yıllar sonra Halife Ömer tarafından bölgeden çıkarılan Yahudiler kimdi?
Bu, Hz. Ali’yi savunmak için sorulmuş bir soru değildir. Jewish Encyclopedia’yı, Buhari’yi, Muslim’i ve modern araştırmaları yan yana koyduğunuzda kendiliğinden ortaya çıkan bir sorudur.
Peki Hayber’den sonra hiç Yahudi öldürülmedi mi?
Burada diğer tarafa savunma imkânı verecek bir boşluk bırakmamak gerekiyor. Hayır, “Hayber’in tesliminden sonra hiç kimse öldürülmedi” diye bir iddiada bulunmak da doğru olmaz.
Kaynaklarda özellikle Hayber’in önde gelen isimlerinden Kinâne b. er-Rabî hakkında bir infaz anlatısı vardır. Hazineyi saklaması, sorgulanması ve öldürülmesi hakkındaki ayrıntılar farklı kaynaklarda tartışmalıdır; daha sonraki bazı Müslüman araştırmacılar anlatının bazı unsurlarına itiraz etmiştir.
Fakat burada bizim incelediğimiz iddia açısından iki şey önemlidir. Birincisi, bireysel bir infaz rivayeti bütün Hayber Yahudilerinin teslim olduktan sonra topluca katledildiğini göstermez. İkincisi, klasik anlatının kendisinde Kinâne’nin öldürülmesi Hz. Ali’ye yüklenmez.
Dolayısıyla “Ama Hayber’den sonra bir Yahudi öldürüldü” itirazıyla “Hz. Ali teslim olmuş Hayber Yahudilerini doğradı” iddiası kanıtlanmış olmaz. Tarihçilikte tek bir olaydan bütün bir nüfusun akıbetine atlanamaz.
Hayber ile Benî Kurayza birbirine mi karıştırıldı?
Bence araştırılması gereken asıl noktalardan biri burasıdır. Çünkü popüler anlatılarda Hayber ile Benî Kurayza sürekli birbirinin içine giriyor.
Benî Kurayza Medine’de yaşayan Yahudi kabilelerinden biriydi. Hendek Savaşı’nın ardından yaşanan olaylar yaklaşık 627 yılına aittir. Hayber ise Medine’nin kuzeyindeki başka bir Yahudi yerleşimidir ve yaklaşık 628 yılında fethedilmiştir. Yani aynı yerden ve aynı olaydan söz etmiyoruz.
Benî Kurayza konusunda klasik İslam kaynakları, teslimiyetin ardından yetişkin erkekler hakkında ölüm kararı verildiğini anlatır. Burada da bir ayrıntıyı saklamamak gerekir: Hükmü veren kişi Hz. Ali değildir; klasik anlatıya göre Sa‘d b. Muâz’dır. Bununla birlikte bazı klasik rivayetlerde infazların yerine getirilmesinde Hz. Ali ve Zübeyr’in isimleri de geçmektedir. Dolayısıyla “Hz. Ali’nin Benî Kurayza olayıyla hiçbir ilgisi yoktur” demek de doğru olmaz.
Fakat bunun Hayber’le ne ilgisi var?
Tam da mesele bu.
Benî Kurayza’da anlatılan infazları alıp bir yıl sonraki Hayber’e taşıyarak “Hayber Yahudileri teslim oldu ve Hz. Ali onları kılıçtan geçirdi” şeklinde yeni bir hikâye kuramayız.
Üstelik Benî Kurayza anlatısının kapsamı ve öldürülenlerin sayısı modern akademik literatürde tartışmalıdır. W. N. Arafat geleneksel anlatının güvenilirliğine ciddi itirazlar yöneltirken, M. J. Kister daha sonra Arafat’a karşı çıkarak rivayetleri yeniden incelemiştir. İki çalışmayı birlikte okumak özellikle değerlidir; çünkü burada akademik bir tartışmanın bulunduğunu açıkça gösterir.
W. N. Arafat, “New Light on the Story of Banu Qurayza and the Jews of Medina”:
https://www.jstor.org/stable/25203706
M. J. Kister, “The Massacre of the Banū Qurayẓa: A Re-examination of a Tradition”, Jerusalem Studies in Arabic and Islam 8 (1986):
https://kister.huji.ac.il/sites/default/files/pdf/banu_qurayza.pdf
TDV İslâm Ansiklopedisi, “Kurayza (Benî Kurayza)”:
https://islamansiklopedisi.org.tr/kurayza-beni-kurayza
“Ali çok yoruldu” cümlesinin kaynağı nerede?
Beni en fazla meraklandıran cümlelerden biri de bu oldu. “Ali’nin çok yorulduğu rivayet edilir” deniyor. Fakat “rivayet edilir” tarihçilik açısından kaynak değildir.
Kim rivayet ediyor? Hangi eser? Hangi yüzyıl? Hayber mi anlatılıyor, Benî Kurayza mı? Savaş meydanındaki bir çarpışma mı, yoksa teslimiyet sonrası bir infaz mı?
Hz. Ali’nin Hayber’deki savaş gücü etrafında oluşmuş çok sayıda rivayet vardır. Gözündeki rahatsızlık, sancağın kendisine verilmesi, Merhab ile mücadelesi ve meşhur kale kapısı anlatıları bunların arasındadır. Fakat “teslim olmuş Yahudileri o kadar çok kesti ki yoruldu” cümlesinin hangi güvenilir erken kaynağa dayandığını ayrıca göstermek gerekir.
Burada çok tipik bir Fake History mekanizmasıyla karşı karşıya olma ihtimalimiz var: Hayber’den gerçek bir unsur, Hz. Ali’den gerçek bir unsur ve başka bir olaydan gerçek veya tartışmalı bir unsur alınır; zamanla bunlar tek hikâyeye dönüşür. Fakat bunun gerçekten nasıl meydana geldiğini söyleyebilmek için “Ali yoruldu” ifadesinin ilk defa hangi kaynakta ortaya çıktığını bulmak gerekir. Bulmadan hüküm vermek doğru olmaz.
Hz. Muhammed Medine’ye geldiğinde Yahudilerle ilişki nasıl başladı?
Hayber’i anlamak için birkaç yıl geriye gitmek gerekiyor. Çünkü günümüz polemiklerinde bazen Hz. Muhammed 622 yılında Medine’ye geldiğinde Yahudilerle derhal düşmanlık ilişkisi kurmuş gibi bir tarih anlatılıyor. İlk dönem bundan daha karmaşıktır.
Medine’de, yani o zamanki adıyla Yathrib’de uzun süredir yaşayan Yahudi toplulukları vardı. Bunların kesin sayısını bilmiyoruz. Dolayısıyla “Medine’de şu kadar Yahudi vardı” şeklinde rakam vermek doğru değildir. Benî Kaynuka, Benî Nadîr ve Benî Kurayza en çok bilinen üç büyük Yahudi kabilesidir; ayrıca daha küçük Yahudi gruplarından da söz edilmektedir. Akademik çalışmalar bu Yahudi varlığının ekonomik ve siyasi açıdan önemsiz olmadığını gösteriyor.
Brill, Encyclopaedia of the Qurʾān, Medina:
https://referenceworks.brill.com/display/entries/EQO/EQCOM-00119.xml
Medine Vesikası olarak bildiğimiz metin de farklı toplulukların yeni siyasi düzen içerisindeki ilişkilerini düzenlemeye çalışmaktadır. Burada da dikkatli olmak gerekir: Modern araştırmacı Michael Lecker’in işaret ettiği üzere, bugün bildiğimiz üç büyük Yahudi kabilesinin isimleri vesikanın mevcut metninde açık biçimde geçmemektedir. Dolayısıyla “Benî Kaynuka, Benî Nadîr ve Benî Kurayza hep birlikte vesikayı imzaladı” şeklindeki popüler anlatıyı da fazla rahat kullanmamak gerekir.
R. B. Serjeant, Cambridge University Press, Medine Vesikası üzerine klasik çalışma:
https://www.cambridge.org/core/journals/bulletin-of-the-school-of-oriental-and-african-studies/article/sunnah-jamiah-pacts-with-the-yathrib-jews-and-the-tahrim-of-yathrib-analysis-and-translation-of-the-documents-comprised-in-the-socalled-constitution-of-medina/85222E518E34437AD5261C2A9200C0F0
Said Amir Arjomand, “The Constitution of Medina”:
https://www.cambridge.org/core/journals/international-journal-of-middle-east-studies/article/constitution-of-medina-a-sociolegal-interpretation-of-muhammads-acts-of-foundation-of-the-umma/7F73A56B318684F1098CE75F7219809E
Bunun yanında ilginç bir rivayet daha var. Zaman zaman Hz. Muhammed’in Yahudi din adamlarına “altın yastık” koyduğu söyleniyor. Ben güvenilir kaynaklarda “altın yastık” şeklindeki versiyonu bulamadım. Fakat Ebû Dâvûd’da bundan daha anlamlı bir rivayet mevcut. Tevrat getirildiğinde Hz. Muhammed’in oturduğu minderi alıp Tevrat’ın altına koyduğu ve ona ve onu indirene inandığını ifade ettiği aktarılıyor.
Sunan Abi Dawud 4449:
https://sunnah.com/abudawud:4449
Bu rivayeti modern anlamda tartışılmaz tarih belgesi saymak zorunda değiliz. Fakat erken İslam rivayet geleneğinin kendi içinde Hz. Muhammed’i Tevrat’ı aşağılayan değil, ona saygı gösteren bir kişi olarak tasvir etmesi önemlidir.
Medine Yahudilerinin kökeni M.S. 70 Kudüs yıkımına kadar gidiyor mu?
Bu mesele araştırırken karşıma çıkan en ilginç sorulardan biri oldu.
Roma ordusu M.S. 70 yılında Kudüs’ü ele geçirerek İkinci Tapınak’ı yıktı. Daha sonra M.S. 132–135 arasındaki Bar Kokhba isyanının bastırılması da Yahudiye’de yeni ve büyük bir kırılmaya yol açtı. Bu savaşlar, sürgünler ve göçlerin Arabistan’daki Yahudi varlığının gelişmesine katkıda bulunmuş olması akademik literatürde tartışılan ciddi bir görüştür.
Cambridge History of Judaism, Roma’ya karşı başarısız Yahudi ayaklanmalarından sonra Arap Yarımadası’na ulaşan Yahudi göçlerini ele almaktadır.
Cambridge University Press, “Demography and Migrations”:
https://www.cambridge.org/core/books/cambridge-history-of-judaism/demography-and-migrations/3EA3A60AE2F74B7204619469704A4F46
Cambridge University Press, “Judaism in Pre-Islamic Arabia”:
https://www.cambridge.org/core/books/cambridge-history-of-judaism/judaism-in-preislamic-arabia/C9F5F6DD0AF09B26594CD08D742C7A4F
Fakat “Medine Yahudilerinin tamamı M.S. 70’te Kudüs’ten kaçan Yahudilerin torunlarıydı” diyebilecek durumda değiliz. Arabistan Yahudiliğinin oluşumu muhtemelen farklı dönemlerdeki göçler, yerel ilişkiler ve muhtemel din değiştirmelerle çok daha karmaşık bir süreçti.
Buna rağmen burada benim açımdan ilginç bir araştırma sorusu ortaya çıkıyor: M.S. 70’te Kudüs’ün yıkılması ve Roma döneminde Yahudilerin yaşadığı gerçek büyük felaketlerin kolektif hafızası, yüzyıllar sonra Hayber ve Medine olaylarının anlatılma biçimini etkilemiş olabilir mi?
Bunu bugün için kanıtlanmış bir tez olarak söylemek mümkün değil. Çünkü M.S. 70 Kudüs’ü ile M.S. 628 Hayber’i arasında yaklaşık 560 yıl bulunuyor. Coğrafya başka, siyasi güç başka, olayların niteliği başka. Roma ordusunun Kudüs’ü yıkması ve İkinci Tapınak’ın ortadan kaldırılması ile Müslümanların Hayber’deki Yahudi güçlerle yaptığı savaşı birbirinin devamı gibi okumak ciddi bir anakronizm olur.
Fakat kolektif hafızanın farklı dönemlerde yaşanmış felaketleri zamanla birbirine ekleyebilmesi açısından bu konu ayrıca araştırılmaya değer. Ben bunu şimdilik bir sonuç değil, soru olarak görüyorum.
Bazı Yahudi kalemlerin bu anlatıyı tekrarlaması neden ayrıca sorunlu?
Burada hassas bir ayrım yapmak gerekiyor. “Yahudiler bunu anlatıyor” diyemeyiz. Yahudiler tek bir siyasi veya tarihsel görüşe sahip yekpare bir topluluk değildir. Nitekim yukarıda kullandığımız Jewish Encyclopedia ve Encyclopaedia Judaica gibi Yahudi kaynaklarının kendileri, “Hayber Yahudileri teslim olduktan sonra topluca öldürüldü” tezini desteklemeyen bilgiler veriyor.
Fakat bazı Yahudi veya İsrailli kalemlerin “Hz. Ali Yahudileri doğradı” gibi tarihsel olarak problemli ifadeleri tekrarlamasının başka bir tehlikesi var. Tarih bilgisi sınırlı bir Müslüman okuyucu bunu gördüğünde, “Bunu karşı taraf bile söylüyorsa demek ki gerçekten olmuş” sonucuna varabilir.
İş burada tersine dönebilir. Bir süre sonra “Hz. Ali bunu yaptıysa demek ki meşrudur” denmeye başlanabilir. Tarihsel kaynağı bulunmayan veya başka olaylardan üretilmiş bir hikâye, bu kez Yahudilere karşı kullanılabilecek sözde dinî bir örneğe dönüşebilir.
Bu nedenle antisemitizmle mücadele adına tarihsel olarak doğrulanmamış bir “Yahudi katliamı” hikâyesini İslam tarihine eklemek, yalnızca bilimsel açıdan yanlış değil, günümüz açısından da son derece sorumsuz olabilir.
Aynı ölçüyü Müslümanlara da uygulamak gerekiyor. Bugün bazı radikal çevrelerin “Khaybar, Khaybar ya Yahud” sloganını kullanarak 7. yüzyıldaki bir savaşı günümüz Yahudilerine karşı tehdit haline getirmesi kabul edilemez. Hayber’deki savaşın bugünün Viyana, Berlin, Paris veya New York’unda yaşayan bir Yahudiyle hiçbir ilgisi yoktur. Tarihî bir savaşın bütün Yahudilere karşı ebedî mücadele sembolüne dönüştürülmesi de Fake History’nin ve tarih istismarının başka bir biçimidir.
Fakat antisemitik bir Hayber sloganının varlığı, Hayber hakkında anlatılan her hikâyeyi otomatik olarak doğru hale getirmez.
Tevrat’ı yükselten, Yahudi komşusuyla alışverişini son gününe dek sürdüren bir Peygamber’e iftira atmamak gerek
Bu konuda karşımıza çıkan bir başka iddia şöyle:
„‚Rivayet edilir‘ dediğim son paragraftaki iddianın nedeni, yıllar önce aşırı dinci bir paylaşımda okuduklarımın hafızamda kalmasıdır; ancak o yazıyı maalesef bulamadım. Çeşitli teyit grupları da aynı şeyi yazmış. Hayber kalesine saldıran ordunun sancak beyi Ali idi. Güçlü fiziği ve Zülfikâr kılıcı nedeniyle bugün bile bazı Araplar, Yahudileri kızdırmak için ‚Hayber-Hayber‘ diye bağırıyor. Belki de bu, Benî Kurayza olayında Muhammed ordusunun 600 Yahudiyi öldürmesiyle karıştırılıyor (Ahzâb sûresi, 26-27. ayet). Savaşta ise yalnızca 90 Yahudi öldü (Kaynak: İbranice Wikipedia).“
Bu iddiada doğru olan da var, düzeltilmesi gereken de.
Doğru olan: Hayber’e saldıran ordunun sancağı gerçekten Hz. Ali’ye verilmiştir; bunu Buhârî de aktarır.
Sahih al-Bukhari 3702:
https://sunnah.com/bukhari:3702
Ve en önemlisi, „savaşta ölenler“ ile „teslim olduktan sonra öldürülenler“ ayrımı burada da kabul edilmiş oluyor — ki yazımızın bütün mesele ettiği ayrım budur. Savaşta düşen ~90 rakamı geleneksel bir tahmindir; „İbranice Wikipedia“ bunun için sağlam bir dayanak değildir, ama bir muharebe kaybını anlatır; teslim olmuş bir topluluğun toplu infazını değil.
Düzeltilmesi gereken nokta ise Benî Kurayza’yla ilgili. Andığınız Ahzâb sûresi 26-27. ayetler olayın sonucundan söz eder — „bir kısmını öldürdünüz, bir kısmını esir aldınız“ — fakat hiçbir sayı vermez. „600“ rakamı Kur’an’da değil, İbn İshâk’ın siyerinde geçer; üstelik W. N. Arafat ile M. J. Kister’in çalışmalarında görüldüğü gibi bu sayı (kimi rivayette 400-900) akademik olarak tartışmalıdır.
M. J. Kister, „The Massacre of the Banū Qurayẓa: A Re-examination of a Tradition“, Jerusalem Studies in Arabic and Islam 8 (1986), açık tam metin:
https://kister.huji.ac.il/sites/default/files/pdf/banu_qurayza.pdf
W. N. Arafat, „New Light on the Story of Banu Qurayza and the Jews of Medina“:
https://www.jstor.org/stable/25203706
Yani „Kur’an 600 diyor“ demek iki bakımdan yanlıştır: Kur’an bir rakam vermez, o rakam da kesinleşmiş değildir.
Asıl vurgulanması gereken ise şudur: Hz. Peygamber’in Yahudilerle ilişkisini bir „kılıç“ anlatısına indirgemek, kaynakların çizdiği tablonun tam tersidir. Kur’an, Ehl-i Kitap’a hitaben „Bizim ilahımız da sizin ilahınız da birdir; biz O’na teslim olmuşuz“ der.
Kur’an, Ankebût sûresi 29:46:
https://quran.com/29/46
Ebû Dâvûd’da, Tevrat getirildiğinde Hz. Peygamber’in ona hürmet gösterdiği, „Sana da seni indirene de iman ettim“ mânasında sözler söylediği aktarılır.
Sunan Ebû Dâvûd 4449:
https://sunnah.com/abudawud:4449
Buhârî’de bir cenaze geçerken ayağa kalkmış, „Bu bir Yahudi cenazesidir“ denildiğinde „O da bir can değil mi?“ demiştir.
Sahih al-Bukhari 1312:
https://sunnah.com/bukhari:1312
Belki en çarpıcısı: Hz. Peygamber vefat ettiğinde zırhı, ailesinin geçimi için otuz ölçek arpa karşılığında Ebü’ş-Şahm adlı bir Yahudinin rehninde duruyordu — yani hayatının son gününde bile bir Yahudi komşusuyla güvene dayalı bir alışverişi sürüyordu.
Sahih al-Bukhari 2916:
https://sunnah.com/bukhari:2916
Dolayısıyla „Hayber-Hayber“ naralarını bugünün Yahudilerine tehdit olarak atanlara verilecek doğru cevap, kaynağı olmayan bir katliam hikâyesini teyit etmek değil; işte bu belgeleri önlerine koymaktır. Tarih, nefret üretmek için değil, gerçeği mümkün olduğunca doğru anlamak içindir.
Peki o dönemde Medine’nin nüfusu ve dinî yapısı neydi?
Bu noktada „Medine’de şu kadar Yahudi vardı, şu kadar öldürüldü“ gibi kesin rakamlara ihtiyatla yaklaşmak gerekir. Mekke’den Medine’ye göç eden Muhacirlerin kesin sayısı bilinmez; kaynaklardaki tahminler yaklaşık yetmiş ile üç yüz kişi arasında değişir. Kesin olan tek şey, bunların şehir nüfusu içinde küçük bir grup oluşturduğudur. Yesrib ise çok daha kalabalık ve dinî açıdan karışık bir yerleşimdi; ana Arap nüfusunu oluşturan Evs ve Hazrec kabileleri büyük ölçüde geleneksel Arap politeizmine bağlıydı. Yahudi nüfus başlıca üç kabileye dağılmıştı: Benî Kaynukâ, Benî Nadîr ve Benî Kurayza.
Jewish Encyclopedia, „Arabia“ — üç ana Yahudi kabilesi:
https://www.jewishencyclopedia.com/articles/1683-arabia
Burada kritik bir uyarı şart: klasik kaynakların verdiği ~700 (Kaynukâ), ~600 (Nadîr), ~750 (Kurayza) gibi rakamlar toplam nüfusu değil, savaşabilir yetişkin erkek sayısını gösterir; kadın ve çocuklarla birlikte toplam Yahudi nüfusu bunun birkaç katı olur ve bu mantıkla bazı tahminler toplamı ~6.000 dolayında verir. Nitekim tam da bu ayrım, „600 rakamı“ tartışmasını çözer: 600 sayısı bir kabilenin bütün nüfusu değil, klasik anlatıdaki yetişkin erkek sayısıdır. Öte yandan Encyclopaedia Judaica, Hz. Muhammed’in gelişinden kısa süre önce Medine’deki Yahudi nüfusunu 8.000-10.000 olarak verir ve onları şehrin çoğunluğu olarak niteler.
Encyclopaedia Judaica, „Medina“:
https://www.encyclopedia.com/places/asia/arabian-peninsula-political-geography/medina
Yani Yahudilerin azınlık mı çoğunluk mu olduğu bile tarihçiler arasında tartışmalıdır; güvenilir bir yüzde vermek mümkün değildir. Bu ihtiyat, sayılar ve Medine Vesikası konusunda modern tarihçi Michael Lecker’in çekinceli yaklaşımıyla da uyumludur.
Michael Lecker:
https://huji.academia.edu/MichaelLecker
Medine’de örgütlü, kayda değer bir Hıristiyan cemaati ise yoktu; Hıristiyan varlığı en fazla dağınık bireyler veya Habeşli kölelerle sınırlıydı. Kısacası bu döneme dair güvenilir olan kesin rakamlar değil, şu genel tablodur: ağırlıkla putperest ve kalabalık bir Arap kesim, demografik ve ekonomik açıdan çok güçlü ve büyük bir Yahudi varlığı, ihmal edilebilir düzeyde bir Hıristiyan mevcudiyeti.
Kaynaklara baktığımda vardığım sonuç
Bütün bunların sonunda benim açımdan mesele oldukça berraklaşıyor. Hz. Ali Hayber’de savaştı. Yahudi savaşçılarla çarpıştı. Hayber Müslümanların eline geçti. İnsanlar öldü. Kaynaklarda bazı bireysel infazlar da anlatılıyor. Bunları saklamanın veya güzelleştirmenin anlamı yok.
Fakat “Hayber Yahudileri teslim olduktan sonra Hz. Ali tarafından topluca kılıçtan geçirildi ve Ali insan öldürmekten yoruldu” iddiası başka bir şeydir. Bu iddiayı destekleyen güvenilir bir kaynak ortaya konulması gerekir.
Benim baktığım kaynakların ortaya koyduğu kronoloji ise bunun tersine önemli bir olguyu gösteriyor: Hayber Yahudilerinin bir bölümü savaştan sonra orada yaşamaya devam etti, toprağı işledi, mahsul üretti ve ürün paylaşımı düzeni içinde yıllarca bölgede kaldı. Daha sonra Hz. Ömer döneminde Hayber’den çıkarılmaları ayrıca kaynaklarda anlatılıyor.
Buna karşılık Benî Kurayza’da yaklaşık bir yıl önce yaşanan ve kendisi de akademik tartışmalara konu olan infaz anlatısı var. Hz. Ali’nin Hayber’deki askerî kahramanlığına ilişkin rivayetler var. Kinâne gibi bireysel vakalar var. Bunların parçalarını alıp tek bir hikâyeye yerleştirdiğinizde “Hz. Ali Hayber’de teslim olmuş Yahudileri doğradı” şeklinde yeni bir anlatı ortaya çıkabiliyor.
Fake History çoğu zaman zaten böyle çalışıyor. Baştan sona uydurulmuş bir masala ihtiyaç yok. Birkaç gerçek olayın tarihini, yerini ve bağlamını değiştirmeniz yeterli.
Bir yayıncı olarak beni burada ilgilendiren Hz. Ali’yi savunmak değil. Yahudilerin tarihini savunmak da değil. Bir iddianın izini sürmek ve nerede gerçekle, nerede rivayetle, nerede daha sonraki yorumla karşı karşıya olduğumuzu ayırmaya çalışmak.
Bu nedenle “Hz. Ali Hayber’de teslim olmuş Yahudileri doğradı” diyen birisine verilecek en doğru cevap benim için hâlâ çok basit:
Bu bilgi hangi erken kaynakta, tam olarak nerede yazıyor?
Kaynaklar
Sahih al-Bukhari 2338 – Hayber Yahudilerinin bölgede kalması, toprağı işlemesi ve ürün paylaşımı:
https://sunnah.com/bukhari:2338
Sahih al-Bukhari 3009 – Hz. Ali’ye Hayber’de sancağın verilmesi:
https://sunnah.com/bukhari:3009
Sahih al-Bukhari 3702 – Hz. Ali’nin Hayber’deki askerî rolü:
https://sunnah.com/bukhari:3702
Sahih al-Bukhari, Agriculture, 2328–2329 – Hayber arazilerinin işletilmesi:
https://sunnah.com/bukhari/41
Sahih Muslim 1551 – Hayber topraklarının işletilmesi ve mahsul paylaşımı:
https://sunnah.com/muslim:1551
Sahih Muslim 1807a – Hayber savaşı, Merhab ve Hz. Ali’ye ilişkin rivayet:
https://sunnah.com/muslim:1807a
Sunan Abi Dawud 4449 – Hz. Muhammed’in Tevrat’a gösterdiği saygıya ilişkin rivayet:
https://sunnah.com/abudawud:4449
Jewish Encyclopedia, “Khaibar” – Hayber Yahudilerinin fetihten sonra bölgede kalması ve daha sonraki dönemde çıkarılmaları:
https://www.jewishencyclopedia.com/articles/9296-khaibar
Jewish Encyclopedia, “Mohammed” – Hayber Yahudileriyle yapılan tarımsal düzenleme:
https://www.jewishencyclopedia.com/articles/10918-mohammed
Jewish Encyclopedia, “Arabia” – Arabistan Yahudileri ve Hayber hakkında tarihî bilgiler:
https://www.jewishencyclopedia.com/articles/1683-arabia
Jewish Encyclopedia, “Marḥab ibn al-Ḥarith” – Merhab ve Hayber savaşındaki Hz. Ali rivayetleri:
https://www.jewishencyclopedia.com/articles/10411-marhab-ibn-al-harith
Encyclopaedia Judaica / Encyclopedia.com, “Khaybar” – Hayber Yahudilerinin sonraki durumu ve Hz. Ömer dönemindeki gelişmeler:
https://www.encyclopedia.com/religion/encyclopedias-almanacs-transcripts-and-maps/khaybar
Türk Tarih Kurumu, Belleten, “The Jews of Khaibar after their Expulsion” – Hayber Yahudilerinin fetihten sonraki durumu üzerine akademik çalışma:
https://belleten.gov.tr/ozet/67/eng
TDV İslâm Ansiklopedisi, “Hayber”:
https://islamansiklopedisi.org.tr/hayber
TDV İslâm Ansiklopedisi, “Kurayza (Benî Kurayza)”:
https://islamansiklopedisi.org.tr/kurayza-beni-kurayza
TDV İslâm Ansiklopedisi, “Yahudilik”:
https://islamansiklopedisi.org.tr/yahudilik
W. N. Arafat, “New Light on the Story of Banu Qurayza and the Jews of Medina”, Journal of the Royal Asiatic Society:
https://www.jstor.org/stable/25203706
M. J. Kister, “The Massacre of the Banū Qurayẓa: A Re-examination of a Tradition”, Jerusalem Studies in Arabic and Islam 8 (1986), açık tam metin:
https://kister.huji.ac.il/sites/default/files/pdf/banu_qurayza.pdf
R. B. Serjeant, “The Sunnah Jāmi‘ah, Pacts with the Yathrib Jews, and the Taḥrīm of Yathrib” – Medine Vesikası ve Yahudi gruplarla anlaşmalar üzerine klasik akademik çalışma:
https://www.cambridge.org/core/journals/bulletin-of-the-school-of-oriental-and-african-studies/article/sunnah-jamiah-pacts-with-the-yathrib-jews-and-the-tahrim-of-yathrib-analysis-and-translation-of-the-documents-comprised-in-the-socalled-constitution-of-medina/85222E518E34437AD5261C2A9200C0F0
Said Amir Arjomand, “The Constitution of Medina: A Sociolegal Interpretation of Muhammad’s Acts of Foundation of the Umma”:
https://www.cambridge.org/core/journals/international-journal-of-middle-east-studies/article/constitution-of-medina-a-sociolegal-interpretation-of-muhammads-acts-of-foundation-of-the-umma/7F73A56B318684F1098CE75F7219809E
Cambridge University Press, “The Jews of Northern Arabia in Early Islam”:
https://www.cambridge.org/core/books/cambridge-history-of-judaism/jews-of-northern-arabia-in-early-islam/523E13AB5834ED16226D46BACD6354CF
Cambridge University Press, “Judaism in Pre-Islamic Arabia”:
https://www.cambridge.org/core/books/cambridge-history-of-judaism/judaism-in-preislamic-arabia/C9F5F6DD0AF09B26594CD08D742C7A4F
Cambridge University Press, “Demography and Migrations” – Roma dönemindeki Yahudi göçleri ve Arabistan bağlantısı:
https://www.cambridge.org/core/books/cambridge-history-of-judaism/demography-and-migrations/3EA3A60AE2F74B7204619469704A4F46
Brill, Encyclopaedia of Jews in the Islamic World, “Khaybar”:
https://referenceworks.brill.com/display/entries/EJIO/COM-0012910.xml
Brill, Encyclopaedia of the Qurʾān, “Medina”:
https://referenceworks.brill.com/display/entries/EQO/EQCOM-00119.xml