Entegrasyon Bakanı Plakolm’un bizzat yaydığı „Müslümanlarla yaşamak zor“ mesajı krize dönüştü

TKG, devlet tarafından finanse edilen Integrationsbarometer 02/2025 çalışmasını, 498 sayfalık belgeli ve görsel destekli kapsamlı bir dosya ile Eşit Muamele Avukatlığı’na (GAW) resmen taşıdı. Almanca orijinal şikâyet metni, İngilizce ve Türkçe çevirileriyle birlikte kamuoyuna şu amaçla sunuldu:
Demokratik, çoğulcu ve hukuk devleti ilkelerine rağmen son yıllarda tek bir siyasi çizginin etkisi altında sürdürüldüğü belgelenen haksızlıkların tarihe not düşülmesi ve Avusturya Cumhuriyeti’nin res publicasına (kamu yararına) hizmet etmek.


VİYANA, 07.05.2026
— Avusturya Türk Kültür Cemiyeti (TKG), Avusturya Entegrasyon Fonu’nun (ÖIF) kamu kaynaklarıyla hazırlattığı “Integrationsbarometer 02/2025” araştırması hakkında Eşit Muamele Avukatlığı’na resmî şikâyette bulundu. TKG, araştırmanın metodolojik yapısının, kullanılan kavramların ve siyasal iletişim biçiminin Müslümanları sistematik biçimde “toplumsal sorun alanı” gibi gösterdiğini savunarak bunun dolaylı dinî ayrımcılık niteliği taşıdığı görüşünü dile getirdi.

TKG tarafından 6 Mayıs 2026 tarihinde yapılan başvuruda, araştırmada “Müslümanlar”ın aynı değerlendirme ölçeği içinde “mülteciler”, “göçmenler” ve “Ukraynalı savaş mağdurları” gibi göç ve oturum statüsüyle ilgili kategorilerle birlikte ele alınmasının ciddi bir yöntem sorunu oluşturduğu belirtildi.

Ara başlık: Din temel haktır, göç statüsü değildir

Şikâyet dosyasında, “Din, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 9. maddesi ile korunan temel bir haktır; göç veya oturum statüsü değildir.” değerlendirmesine yer verildi.

TKG’ye göre burada temel mesele yalnızca bir kamuoyu araştırması değil, dinî aidiyetin hangi yöntemle ölçüldüğü ve hangi toplumsal bağlam içinde sunulduğu meselesidir. Dosyada, Müslümanların araştırmanın öznesi olarak değil, çoğunluğun değerlendirdiği bir “problem alanı” gibi konumlandırıldığı savunuldu.

Araştırmanın yalnızca Avusturya vatandaşlarına uygulanmış olması da ayrıca eleştirildi. TKG’ye göre Müslümanlar araştırmada eşit toplumsal aktörler olarak değil, çoğunluk toplumunun değerlendirdiği nesneler gibi sunuluyor.

 “Siyasal İslam” kavramı tanımsız niye kullanılarak İslam ile adeta eşitleniyor

Şikâyette dikkat çekilen en önemli başlıklardan biri de araştırmada kullanılan “Politischer Islam” (Siyasal İslam) kavramı oldu.

TKG, bu kavramın araştırmada birçok kez tekrarlandığını ancak herhangi bir bilimsel tanım yapılmadığını belirtti. Dosyada, kavramın neyi ifade ettiğinin açık biçimde ortaya konmadığı, bunun da ciddi metodolojik sorun doğurduğu ifade edildi.

Şikâyet metninde şu sorular yöneltildi: “Kastedilen şey din midir? Radikalizm midir? Siyasal hareketler midir? Muhafazakâr dini pratikler midir? Demokratik düzene karşı yapılanmalar mıdır?”

TKG’ye göre bu ayrım yapılmadan kullanılan kavramlar, toplumdaki mevcut korku ve önyargıları besleme riski taşıyor.

Dosyada ayrıca Avusturya’da başka hiçbir dinî topluluğun benzer biçimde uzun yıllar boyunca sürekli “toplumsal problem” ekseninde ölçülmediği vurgulandı.

 11 yıldır yalnızca Müslümanlar
“sorun alanı” olarak ölçülüyor

TKG’nin şikâyet dosyasına göre 2014 yılından bu yana düzenli olarak “Müslümanlarla birlikte yaşam” konusu ölçülüyor. Buna karşılık başka hiçbir dinî topluluk için benzer uzun dönemli bir gözlem yapılmıyor. TKG, bunun bilimsel tarafsızlıktan çok, yıllar boyunca tekrar edilen bir “sorun anlatısı” oluşturduğunu savundu.

Dosyada ayrıca araştırmayı hazırlayan kurumun zaman içinde değişmesine rağmen verilerin karşılaştırılabilirliğine ilişkin yeterli açıklama yapılmadığı da belirtildi.

 ÖVP paylaşımı tartışmayı büyüttü

Araştırmanın siyasal alanda kullanım biçimi de şikâyette ayrı bir başlık altında değerlendirildi. 18 Aralık 2025’te dönemin Entegrasyondan sorumlu Bakanı Claudia Plakolm ile araştırmayı hazırlayan Peter Hajek’in çalışmayı Başbakanlık binasında tanıttığı hatırlatıldı.

Aynı gün Avusturya Halk Partisi’nin (ÖVP) resmî Instagram hesabından şu paylaşım yapıldı:“WUSSTEST DU, DASS ZWEI DRITTEL DAS ZUSAMMENLEBEN MIT MUSLIMEN ALS SCHWIERIG EMPFINDEN?” (Türkçesi: “İnsanların üçte ikisinin Müslümanlarla birlikte yaşamayı zor bulduğunu biliyor muydun?”)

TKG’ye göre bu paylaşım, kamu kaynaklarıyla hazırlanan bir araştırmanın doğrudan siyasî iletişim ve propaganda malzemesine dönüştürüldüğünü gösteriyor.

Şikâyette, söz konusu paylaşımın altındaki yorumlarda toplumsal gerilimi artırabilecek ifadelerin yer aldığı, buna rağmen ÖIF tarafından bugüne kadar kamuoyuna açık herhangi bir mesafe koyma açıklaması yapılmadığı belirtildi.

Ara başlık: Araştırma sessiz biçimde değiştirildi

TKG’nin dosyasında dikkat çeken bir diğer unsur ise araştırmanın daha sonra değiştirilmiş olması oldu.

Şikâyet metnine göre araştırmanın ilk versiyonu 23 Nisan 2026 tarihinde herhangi bir açıklama yapılmadan ÖIF’in internet sitesinden kaldırıldı.

TKG’nin yoğun  eleştirilerin ardından 26 Nisan 2026 tarihinde Integrationsbarometer 02/2025’in yeni bir versiyonu devlet kurumu niteliğindeki Österreichischer Integrationsfonds’un internet sitesine yeniden yüklendi. Ancak bu işlem sırasında bilimsel şeffaflık ve kamuoyu bilgilendirme ilkelerine uygun herhangi bir revizyon açıklaması yapılmadı.

Üç gün sonra farklı bir bağlantı üzerinden yayımlanan yeni versiyonda sayfa sayısının artırıldığı, bazı oranların değiştirildiği ve tam soru formunun ilk kez eklendiği görüldü. Buna rağmen değişikliklere ilişkin herhangi bir “revizyon notu”, “düzeltme açıklaması” veya kamuoyuna yönelik bilgilendirme yayımlanmadığı belirtildi.

TKG’ye göre bu durum araştırmanın bilimsel güvenilirliği açısından ciddi soru işaretleri doğuruyor ve bu konuda TKG 29.04.2026 tarihinde bir basın açıklaması yaparak bu durumu şu başlıkla duyurdu.

“Bu girişim bilimsel araştırmaya karşı değildir”

Avusturya Türk Kültür Cemiyeti açıklamasında, girişimlerinin bilimsel araştırmaya veya entegrasyon tartışmalarına karşı olmadığı özellikle vurgulandı.

TKG’ye göre asıl mesele, kamu kaynaklarıyla finanse edilen bir araştırmanın tek bir dinî topluluğu yıllarca “toplumsal sorun” ekseninde ele alması ve bunun siyasî iletişimde kullanılabilir hale gelmesi.

Açıklamada, devlet kurumlarının tüm dinî topluluklara karşı tarafsız olmak zorunda olduğu, kamu gücü kullanılarak toplum içinde korku, önyargı veya hedef gösterme etkisi yaratılmaması gerektiği ifade edildi.

TKG’nin Eşit Muamele Avukatlığı’na sunduğu şikâyet dosyasının Almanca orijinal metin olarak hazırlandığı, Türkçe ve İngilizce tercümelerin ise yalnızca kamuoyunun bilgilendirilmesi amacıyla yayımlandığı belirtildi.( Türkische Allgemeine, Viyana, 07.05.2026)

Kaynaklar

Şikâyet, Almanca orijinal metin olarak sunulmuştur.

https://www.turkischegemeinde.at/wp-content/uploads/Beschwerde06.05.2026-mit-Sachverhaltsdarstellung.pdf

Türkçe ve İngilizce çeviriler ayrıca hazırlanmış olup yalnızca belgelendirme amacıyla erişime açılmıştır.

İngilizce tercümesi

https://www.turkischegemeinde.at/wp-content/uploads/EnglishTranslateIntegrationsfonds-Beschwerde.-Gleichbehandlungsanwaltschaft.-TRUSTUNTERSCHRUFT-05.05.2026-1-en-GB.pdf

Andreas Günes

Redaktion, Türkische Allgemeine

Picture of Andreas Günes

Andreas Günes

Redaktion, Türkische Allgemeine
Sie haben das Ende erreicht